Karın Fısıltısı: Beyazın Sonsuz Dansı

Kar, gökyüzünden sessizce süzülen beyaz bir masal gibi iner yeryüzüne. Her bir tanesi, havada döne döne dans ederken sanki zamandan kopmuş, ebediyete karışmış birer hatıradır.

Kar, edebiyatın en büyüleyici motiflerinden biri olarak, pek çok romana ve şiire ilham vermiştir. Orhan Pamuk'un Kar romanı, siyasi ve bireysel kimlik arayışının ortasında, Kars'ın soğuk ve karlı atmosferinde geçen bir hikâyeyi anlatır. "Kars'ın sokaklarında kar suskun ve derin bir sessizlikle yağıyor, ayak izleri anında kayboluyor, geçmişin gölgeleri beyaz bir perdenin ardında gizleniyordu." Bu sahne, karın sadece bir doğa olgusu olmadığını, karakterlerin ruh halleriyle derin bir bağlantı kuran bir metafor olduğunu gösterir. Şiir dünyasında ise Yahya Kemal Beyatlı'nın Kar Musikileri şiiri, "Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu; / Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu" dizeleriyle karın sessiz ve huzur veren yanını betimler. Beyaz örtü, zamanın akışını durduran bir musiki gibi tasvir edilir. Aynı zamanda Necip Fazıl Kısakürek'in Kaldırımları, soğuk ve yalnız kış gecelerini anlatırken, "Kar yağacak bir yanda, ben bir yanda yürüyeceğim; / Uzanacak kalbimde bir sonsuzluk hissi, karlar kadar derin" dizeleriyle kar ve sessizlikle örülmüş bir atmosfer yaratır. Buradaki kar, yalnızlığın ve insan ruhundaki sonsuzluğun bir simgesine dönüşür.Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanında da kar, melankoli ve geçmişe duyulan özlemle iç içe geçer. "Pencerenin ötesinde kar, sonsuz bir sabırla yağıyor, gökyüzüyle yeryüzü arasında ince bir perde gibi salınıyordu. Nuran'la birlikte geçmişin izlerinde dolaşırken, bu beyaz sessizlik, zamanın içinde kaybolmuş hatıraların üzerine çekilmiş bir örtü gibiydi." Burada kar, geçmiş ve gelecek arasında sınırsız bir dünyaya kapı aralar.

Sait Faik Abasıyanık'ın Havada Bulut öyküsünde ise, yağan kar modern insanın yalnızlığını ve doğa ile olan bağını sorgulayan bir metafor haline gelir. "Sokaklarda bir başına gezen adam, yağışan karın altında yürürken kendini zamansız bir yerde hissediyordu. Kar, üzerine yağarken sesi de susturuyor, varlığının sınırlarını siliyordu." Bu satırlar, insan ve doğa arasındaki sessiz iletişimi gözler önüne serer. Kar, hem bir huzur hem de bir bilinmezlik getiren doğa olayı olarak, edebiyatta farklı yazar ve şairlerin kaleminde bambaşka anlamlar kazanır. Belki de bu nedenle, kar yağarken bir başka hisseder, bir başka düşünür ve edebiyatın büyüsüne bir kez daha kapılırız.

Kaynaklar:

Ceren Erden

Edebiyat Yazarı